
Dünyanın dört bir yanında gençlerin öncülük ettiği protestoların sayısı artıyor. Sri Lanka’dan Peru’ya, Nepal’den Madagaskar’a, Bangladeş’ten Fas’a… hepsinde sokaklara çıkanların hatırı sayılır bir kısmı genç.
Emperyalist medya tekelleri ise bu olguyu tek bir başlık altında toplamaya can atıyor:
“Z KUŞAĞI PROTESTOLARI”
Emperyalizmin dayattığı bu kavramsallaştırma sadece küçük burjuva aydın çevrelerde değil; sol, sosyalist geçinen örgüt ve partileri de ziyadesiyle etkilemiş durumda.
Bu aceleci kategorileştirme hem yüzeysel hem de ideolojik bir işlev görüyor. Çünkü gerek tarihsel ve toplumsal hareketleri, gerekse dünyanın çeşitli ülkelerinde, bölgelerinde yaşanan gelişmeleri benzer yaş grupları hatta renkleri, inançları, cinsiyetleri, coğrafyaları… üzerinden görmek ve değerlendirmek, onları ortaya çıkaran sınıfsal nedenleri görünmez kılıyor. Dolayısıyla sınıflar gerçeğinden yoksun bu kavramsallaştırmalar, emperyalizmin ideolojik saldırılarının bir parçasıdır.
Oysa dünyanın neresine bakarsak bakalım temel çelişki aynıdır: Ezenler ile ezilenlerin yani burjuvazi ile proletaryanın karşıtlığı sürüyor.
“KUŞAK TEORİLERİ”NİN İDEOLOJİK İŞLEVİ: EMPERYALİZMİN SİS BOMBASI
Kuşaklar söylemi, özellikle 1990’lardan bu yana emperyalist merkezlerde üretilen bir toplumsal çözümleme biçimi olarak pazarlanmaktadır:
- Sessiz Kuşak (Silent Generation),
- Bebek Patlaması (Baby Boomer),
- X, Y, Z, Alfa… Bu liste durmak bilmiyor.
Bu şematik düzenleme ilk bakışta masum görünse de aslında kapitalizmin ürettiği krizleri bireyselleştiren ve toplumsal mücadeleyi sınıfsal ekseninden uzaklaştıran
bir söylemdir.
Bu Söylemin Temel İşlevi Şudur:
- Sınıf çelişkilerini görünmez kılar.
- Toplumsal çelişkileri biyolojik yaşa indirger.
- Kapitalizmin krizini “gençlerin karakteri”, “dijital kültür”, “teknolojiye uyum” gibi “masum” kavramlarla nötralize eder.
- İşsizliği, yoksulluğu, güvencesizliği “gençliğin adaptasyon sorunu”na indirger.
- Emperyalizmin dünya çapında yarattığı yıkımı gizler.
- Gençliğin öfkesini yumuşatır, örgütsüzlüğü, bireyciliği teşvik eder.
Bu yüzden bugün en çok tekrar edilen yalan şudur:
“DÜNYA DEĞİŞTİ. ARTIK SINIRLAR YOK, SINIFLAR YOK. MÜCADELEYİ KUŞAKLAR VERİYOR.”
Hayır. Dünya değişti, değişiyor ama sınıflar yerli yerinde duruyor. Kapitalizmin sömürüsü, yoksulluğu ve eşitsizliği hiç olmadığı kadar keskinleşmiş durumda.
Bu koşullarda kuşak söylemlerinin bir karşılığı yoktur; karşılığı olsa olsa ideolojik manipülasyondur. Bir başka ifadeyle halkların tepesine durmadan yağdırılan, bilincini
bulanıklaştıran bir sis bombasıdır.
DÜNYADAKİ PROTESTOLARIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: SINIFSAL ÖFKE!
Son iki yılda farklı kıtalarda yaşanan protestolara baktığımızda gençliğin öncülüğü ortadadır. Fakat bu ortaklık, olayların niteliğini birbirine eşitlemeye yetmez.
Sri Lanka’da halkın sarayı basmasına yol açan nedenler ile Nepal’de parlamento binalarının yakılmasına yol açan nedenler arasında benzerlik yalnızca sınıfsal çelişkilerde bulunur; kuşak kategorilerinde değil.
Çünkü tüm bu ülkelerde gençliği sokağa iten sebepler aynıdır:
- Ekonomik çöküş
- Yoksulluk
- Güvencesizlik
- Yolsuzluk
- Emekçilerin geleceksizlik hissi
- Derinleştirilmiş yeni sömürgeciliğin yarattığı yıkım
- İşbirlikçi rejimlerin halk düşmanlığındaki sınırsızlığı
Dolayısıyla bu hareketler, öyle, iddia edildiği gibi bir “Z kuşağı uyanışı” değil, dünya çapında sınıf mücadelesinin yeni biçimleridir.
Gençliği sokağa çıkaran şey onların “Z kuşağı” oluşu değil, kapitalizmin yarattığı ortak yoksulluk ve sömürü koşullarıdır.
Dolaysıyla gençlerin öne çıkması, onları bir “sosyolojik kategori” olarak değil, kapitalizmin en ağır yükünü taşıyan ezilen sınıfın en dinamik kesimi olarak değerlendirdiğimizde anlam kazanır.
KUŞAKLAR DEĞİL, SINIFLAR VAR
Toplumsal değişimlere önderlik eden her tarihsel gençlik hareketi, “kuşak” olarak değil, belirli bir politik örgütlenmenin parçası olarak ortaya çıkmıştır.
1968’de böyleydi; 1978’de de. Hatta 1990’lar veya 2025’ler de öyle. Bugün “Z Kuşağı” denilerek bu tarihsel devamlılık kesilmeye çalışılıyor.
Kuşaklar üzerinden politika yapmak; toplumsal hareketleri ve sınıf mücadelelerini biyolojik yaşa, cinsiyete, kimliğe hapsetmek sınıfsal çelişkileri görmezden
gelmektir. Gençlik hareketini sınıfsal bağlamından koparır, onu siyasetsizleştirir.
Oysa gerçek şudur: Tarih kuşakların değil, sınıfların savaşımının tarihidir.
Dünyanın neresinde olursa olsun, sokakta öne çıkan gençlik, ezilenlerin kolektif öfkesinin sesidir.
Onların yarattığı eylemler bir “yaş grubu” olayı değil; ezilen, emekçi halkların çoğu zaman örgütsüz de olsa adalet arayışlarını dile getiren kendiliğinden sınıf tepkileridir.
“Z KUŞAĞI” EDEBİYATI: SÖMÜRÜYÜ GİZLEYEN “LİBERAL” MASALLAR
“GENÇLER YENİ, YARATICI, ÖZGÜR, DİJİTAL…”
Bu söylemler kulağa hoş gelse de başka bir gerçeği örtüyor: Kapitalizm, gençliğe yaşam hakkı tanımıyor.
Bugün dünyanın dört bir yanında eğitime, işe, barınmaya erişemeyen; borç yükü altında ezilen; geleceksizlikle boğuşan milyonlarca gencin isyanı, kuşak teorileriyle asla açıklanamaz. Bu öfkenin kaynağı bireysel değil, sınıfsaldır.
Dolayısıyla meseleyi “Z kuşağı” başlığına sıkıştırmak gençliği toplumsal mücadeleden koparmak ve system sınırlarında tutmak demektir. Ülkemizde, 19 Mart sonrası yaşanan gelişmeler tam da böyledir.
Ancak Türkiye’de gençliği “apolitik Z kuşağı” olarak sınıflandırmak, hem sınıflar mücadelesini hem de gençliğin tarihsel mücadele birikimini inkâr etmektir.
Anadolu topraklarında gençlik, hiçbir zaman sadece “yaş grubu” olarak hareket etmedi; her zaman örgütlü bir yapının parçası olarak tarih sahnesine çıktı.

Bunun en somut örneği DEV-GENÇ’tir.
DEV-GENÇ: KUŞAK TEORİLERİNİ PARÇALAYARAK TARİHE GEÇEN VE GELECEĞE YÜRÜYEN
BİR GENÇLİK HAREKETİDİR
DEV-GENÇ (Devrimci Gençlik), 1969’dan itibaren gençliğin politikleşmesinde tayin edici bir rol oynamıştır. Kimi mücadele kaçkınları “68 kuşağı” olarak bir kalıba sığdırmaya çalışsa da DEV-GENÇ, bir yaş grubundan ibaret değil, sınıfsal bir tavır alış, örgütlü bir çıkış, politik bir bilinçtir.
ÇÜNKÜ DEV-GENÇ’İN:
- Akademik, demokratik mücadeleye bakış açısı
- Halk için bilim, halk için eğitim talebi
- Antiemperyalist tavrı ve mücadelesi
- Halkın tüm kesimleriyle kurduğu bağlar ve gençliğin birleşik mücadelesi
- Faşist Saldırılara Karşı Mücadele Komiteleri
- Mahir Çayan’ın geliştirdiği teorik ve politik çizginin gençlik içindeki yaygınlaşması
- 1970’lerden bu güne; işgal, boykot, miting ve militan direniş pratikleri
12 Mart ve 12 Eylül darbelerine, 2000’lerde emperyalizmin “ya düşünce değişikliği ya ölüm” saldırılarına karşı direnişleri, uzlaşmanın ve teslimiyetin bir salgın gibi yayıldığı dünyada, Marksizm-Leninizm’i kendine pusula edinmesi, tüm imha ve yok etme saldırılarına rağmen
örgütsel devamlılığını sürdürmesi bunun kanıtıdır.
ÇÜNKÜ DEV-GENÇ KUŞAK DEĞİL, BİR DEVRİMCİ MÜCADELE GELENEĞİDİR!
Bugün hâlâ bu topraklarda “gençlik hareketi” dendiğinde akla gelen ilk politik güç olmasının, taklit edilmesinin nedeni budur.
Bugün hala, bu gerçeği bilen kimi inkarcı, opportunist ve reformist gruplar ise devrimci gelenekle ad benzerliği kurarak meşruiyet devşirmeye, DEV-GENÇ’in yarattığı değerler üzerinden var olmaya çalışıyor. Tasfiyeci Devrimci Yol (DY) artıkları ise yine başı çekiyor.
DEV-GENÇ soyut bir marka değil; bedel ödenerek, can vererek yaratılmış bir devrimci örgüt geleneğidir. Hiçbir “Z kuşağı yaratıcı aktivizmi” bu hakikatin yerini tutamaz.
Bunun içindir ki “kuşaklar” uydurma, moda bir kavramdır. Sınıflar ise tarihin motorudur.
Dünyayı Değiştirecek Olan; SOSYAL MEDYA TRENDLERİ, YAŞ GRUPLARI, VEYA KUŞAK “ÖZELLİKLERİ” DEĞİL
Ezilenlerin örgütlü mücadelesidir.
Gençlik bu mücadelenin en dinamik, en cesur, en yaratıcı gücüdür. Ama gençlik bir “kuşak” olarak değil, sınıf mücadelesinin devrimci bir bileşeni olarak tarih sahnesine çıkar.
Bu yüzden: Kuşaklar yoktur. Sınıflar vardır. Kuşak siyaseti değil, sınıflar mücadelesi kazanır. Ve gençliğin kurtuluşu, DEV-GENÇ’in örgütlü mücadelesinden geçer.
68 değil, 78 değil, Z değil; gençliğin örgütlü gücü DEV-GENÇ örgütleyebilir.
Sonuç:
DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK OLAN KUŞAKLAR DEĞİL, SINIFLAR MÜCADELESİDİR, GENÇLİĞİN ÖRGÜTLÜ GÜCÜ DEV-GENÇ’TİR!
Bugün dünyanın dört bir yanında gençlerin sokağa dökülmesi, kuşak teorilerinin kehaneti değil, kapitalizmin azgınca sömürüsünün, gençliği nefessiz bırakmasının doğal sonucudur.
Gençliği kuşak kategorilerine sıkıştırmak, bu gerçekliği gizler.
Dünyayı Z kuşağı özellikleri, “yaratıcılık”, “dijital yetkinlik”, “yeni nesil aktivizm” değil; ezilenlerin örgütlü devrimci mücadelesi değiştirecektir.
VE BU MÜCADELENİN TÜRKİYE’DEKİ ADI DÜN DE BELLİYDİ, BUGÜN DE BELLİDİR:
DEV-GENÇ!
KUŞAKLAR DEĞİL, SINIFLAR VAR.
GENÇLİK DEĞİL, DEV-GENÇ VAR.
DEVRİM, KUŞAKLARIN DEĞİL, ÖRGÜTLÜ HALKLARIN ESERİDİR.