Hakkımızda

ANTI-EMPERYALIST CEPHE
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra emperyalizm, dünyadaki halklar üzerindeki baskısını özellikle artırmıştır. Emperyalizm yerli işbirlikçileri kullanırken, uluslararası sermayeyi elinde tutan kapitalistler her geçen gün zenginliklerini artırmakta, halklar ise adeta açlık, yoksulluk ve katliamlarla ezilmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan belgeler, halkların açlık ve yoksulluğundan emperyalizmin sorumlu olduğunu açıkça göstermektedir. Bu raporlara göre her gün 25 binden fazla insan açlıktan ölmektedir ve bunların 17 binden fazlası çocuktur. Her yıl 18 milyon insan doğrudan açlıktan, 70 milyon insan ise açlıkla bağlantılı nedenlerden dolayı hayatını kaybetmektedir. Bu açlığı ortadan kaldırmak için yalnızca 50 milyar dolar gerekmektedir! Bu rakam, dünyanın en büyük tekellerinin birçoğunun yıllık kârından daha azdır! Dünyadaki açlığı tamamen ortadan kaldırmak için gerekli olan miktar 50 milyar dolar iken, yalnızca Amerikan emperyalizminin 2015 yılı askerî harcaması 596 milyar dolardır. Bugün yalnızca ABD emperyalizminin resmî verilere göre 10.000 nükleer silahı bulunmaktadır ve bu silahlar tek başına dünyayı defalarca yok etmeye yetecek güçtedir.
Yani halkların açlığının sebebi tekellerin varlığıdır. Emperyalizm, tekellerin varlığını korumak için tepeden tırnağa SİLAHLIDIR.
Bugün emperyalist saldırganlık, her kıtada ve ülkede farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Ancak her saldırının ardındaki tek güç emperyalizmdir. Ortadoğu’da Amerikan emperyalizmi, halklar arasındaki farklılıkları ve yerli işbirlikçileri kullanarak bölünme tohumları ekmekte ve savaş çıkarmaktadır. Küba’ya karşı ambargosunu sürdürmekte, Latin Amerika’da narkotik maddeleri kullanarak, mücadele eden devrimciler üzerinde ideolojik baskı kurmaktadır. Avrupa’da Yunanistan ve Bulgaristan gibi tarım ülkelerinin haklarını AB adı altında alarak onları borç yükü altında ezmektedir. Afrika’da tüm değerleri çiğneyerek açlığı, yoksulluğu ve kabile savaşlarını körüklemekte, Asya’da ise sosyalizmin yaratmış olduğu değerleri ayaklar altına alarak varlığını sürdürmektedir. Kısacası emperyalizmin, her bölgenin halklarını ideolojik, ekonomik ve askerî olarak direnemez hâle getirme politikası vardır.
Ancak emperyalizm bugünkü gücün, halkların örgütsüzlüğünün ve umutsuzluğunun da tek kaynağıdır. Bugün emperyalizme karşı duran bir sosyalist blok bulunmamaktadır, ancak böyle bir blok yaratma gücü daima ezilen halkların ellerindedir. Birinci ve İkinci Emperyalist Savaşlar, emperyalizmin sosyalizm karşısındaki zayıflığını açıkça göstermiştir. Birinci Emperyalist Savaş sonrasında Rusya’da çarlık yıkılmış ve 100. yılını selamladığımız Sosyalist Sovyetler Birliği kurulmuştur. İkinci Emperyalist Savaş’ta direniş destanlarını yaratan ve faşizme direnenler her zaman sosyalistler olmuştur. Bu savaşın sonunda dünyanın üçte biri sosyalizm bayrağı altında birleşmiş ve emperyalizmin saldırganlığı durdurulmuştur.
Bugün neredeyse hepsi emperyalist ülkelerle müttefik olan ve “dünya barışını sağlama” iddiasıyla ortaya çıkan bu birliklerin içinde halklardan yana tek bir ülke bile yoktur. Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği, IMF ve CENTO’nun tamamı, sosyalizmin tehdidine karşı kendi politik, ekonomik ve askerî güvenliklerini sağlamak için onlarca kuruluş oluşturmuşlardır. Ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasına rağmen bu kuruluşlar hâlâ dünyadaki halkları tehdit olarak görmekte ve halklara yönelik baskılarını sürdürmektedir.
Sosyalistlerin kurduğu en temel birlikler, Marx ve Engels’in öncülüğünde 1864’te Birinci Enternasyonal’in kurulması ve Paris Komünü’nün bayrağının yükseltilmesiyle başlamıştır. İkinci Enternasyonal’de, dünya işçi sınıfının sosyalizm için uluslararası mücadelesi daha da örgütlenmiş, reformist siyasetler nihayet dağılmıştır. Üçüncü Enternasyonal, sosyalizmin dünyaya yayılmasında önemli bir güç olmuş, İkinci emperyalist paylaşım savaşında emperyalizm ve faşizme karşı büyük darbe vurmuştur. Üçüncü Enternasyonal, dünya ezilen halklarının mücadelesinde önemli gelenekler oluşturmuştur; İspanya İç Savaşı’nda dünya sosyalistlerinin dayanışması ve Dimitrov’un Alman faşizmine karşı verdiği ifadeler, dünya işçi sınıfının askerî ve politik gücünün önemli örnekleridir. Vietnam ve Küba halklarının kurtuluş mücadelesi, sömürgeciliği politik olarak köşeye sıkıştırmış ve direniş için önemli bir dayanak olmuştur. Ancak Sovyet revizyonizmi sonucunda sapmaya başlayan sosyalist ülkeler arasındaki birlik işlevini yitirmiş ve hem yoksul hem de sosyalist ülkeler, emperyalist ideolojik, ekonomik ve askerî saldırılar karşısında yalnız bırakılmıştır. Farklı yaklaşımlar ve ihtiyaçlar sonucu çeşitli birlikler kurulmaya çalışılmış olsa da hiçbiri başarılı olamamış ve bugün emperyalist saldırganlık geçmişe göre çok daha ilerlemiş olmasına rağmen direnişe rehberlik edebilecek bir enternasyonalizm yoktur. Dünya, işçi sınıfının burjuvaziyi yenmesinde yol gösterecek pusulasını kaybetmiştir.
Bugün emperyalizm yalnızca sosyalistlere karşı değil, aynı zamanda Ortadoğu’da kendisine karşı duran burjuva devletleri de ortadan kaldırmak istemektedir. Ortadoğu’da yaşayan halklar Filistin’de, Mısır’da, Fas’ta, Lübnan’da, Kürt, Arap, Sünni, Alevi, Şii vb. sürekli mücadele hâlindedir; emperyalist petrol çıkarları doğrultusunda onlarca parçaya bölünmektedir! Irak ve Libya’da yaşayanlar ise emperyalizmin Ortadoğu politikasının en somut sonuçlarını göstermektedir. Bağımsızlıklarını tamamen kaybetmiş ve parçalanmış ülkelerde halklar birbirlerine düşman edilmiştir. Son olarak aynı politikalar Suriye’de uygulanmıştır, ancak 6 yıldır süren savaş, emperyalizmin direnişle karşılaştığında ne kadar zayıf olduğunu en açık biçimde ortaya koymuştur. IŞİD, önce Esad hükümetini yıkmak için emperyalistler tarafından silahlandırılmıştır. Muhalifler kontrolü kaybetmeye başlayınca emperyalizm bölgedeki örgütleri sırayla silahlandırmış ve Suriye topraklarında birkaç üs kurmuştur. Bu savaşta 400 binden fazla insan ölmüş ve ülkenin 22 milyon olan nüfusu göç nedeniyle yarıya düşmüştür.
Suriye’de yaşayan halklar, emperyalizmin bugün yalnızca sosyalistleri değil, kendi çıkarlarına uymayan küçük burjuva hükümetlerini bile devirmek ve onları kendi yeni sömürgelerine dönüştürmek istediğini göstermiştir. Bugün emperyalizm, dünyadaki halkları en küçük parçalara bölüp birbirleriyle çatıştırmakta ve bundan güç kazanmaktadır. Emperyalizme karşı durmanın tek yolu, devrimci, yurtsever demokratların görevi olan emperyalizme karşı birleşmektir.
Çünkü bugün emperyalizm, her kıtanın halklarına karşı son derece örgütlü, askerî, ekonomik ve politik bir saldırı başlatmıştır. Bu nedenle halklar, emperyalizme karşı her zamankinden çok daha fazla birleşmek ve mücadele etmek zorundadır. Çünkü emperyalizm günden güne değişmemiş, sömürü giderek daha da vahşileşmiştir. Sosyalistlerin ve halkların tarafında ise, sosyalizm için mücadele eden örgütler ideolojik olarak kaymış ve BM denetimi altında “barış” adı altında tüm silahları emperyalistlere teslim etme noktasına gelmiş, kendi halkları için mücadele eden örgütler ise emperyalizmin kara gücü hâline gelmiştir. Bugün dünya halkları, emperyalizme karşı ideolojik ve örgütsel olarak savunmasız durumdadır.
Emperyalizme karşı Anti-Emperyalist Cephe, dünyanın farklı ülkelerinde mücadele eden devrimci, sosyalist, anarşist, demokratik… örgütlerin birliğidir. Amacımız, emperyalizme karşı tüm halk güçlerini belirli ilkeler etrafında birleştirerek emperyalizmin karşısına bir barikat olmaktır.
Size ulaşmak istememizin temel nedeni, emperyalizmin saldırganlığı karşısında taşıdığımız devrimci sorumluluk ve umudu tüm dünyaya yayma hedefimizin olmasıdır. Mao’nun dediği gibi emperyalizm “kâğıttan kaplan”dır. Ancak bu kaplanı devirebilecek tek güç halkların direnişidir. Çıkarları doğrultusunda tüm çelişkilerine rağmen emperyalistler, halkları öldürmek için kolayca birleşebilmekte ve direnişleri yok etmek için terör listeleri yayımlamaktadır. Devrimci örgütler teslimiyeti görüşmek için masaya oturtulmakta, tasfiye edemedikleri örgütlerin liderlerinin başına ödül koyulmaktadır. Yani emperyalizm, halkların kendi sömürülerine karşı isyan etme tehlikesine karşı ideolojik, ekonomik ve askerî saldırılarını yoğunlaştırmıştır. Uyuşturucu, yolsuzluk, açlık, işgal ve cihatçı örgütlere sağlanan askerî güç… Bunların hepsi, emperyalistlerin halkı pasifleştirmek, örgütsüzleştirmek ve umutlarını yok etmek için kullandığı araçlardır.
Yukarıda belirttiğimiz gibi, emperyalizmin saldırganlığı, devrimci, demokratik ve yurtsever halklarımızın emperyalizme karşı direnişte birlik ihtiyacını açıkça göstermektedir. Bu görevimizin sorumluluğu ile sizlere Anti-Emperyalist Cephe’yi tanıtmak için yazıyoruz.
Anti-Emperyalist Cephe nedir?
Anti-Emperyalist Cephe, 2009 yılından bu yana Türkiye’de her yıl düzenlenen Emperyalist Saldırganlığa Karşı Halkların Birliği İçin Eyüp Baş Sempozyumu’nda bir araya gelen örgütlerin aldıkları kararla, 2014 yılında emperyalist saldırganlığa karşı ilan edilmiş bir birliktir.
- Eyüp Baş Sempozyumundan
Anti-Emperyalist Cephe (AEC), tüm ideolojik ve kültürel farklılıklara rağmen, farklı mücadele gelenekleri ve örgütlerden temsilcilerin emperyalizme karşı omuz omuza durduğu bir mevzidir. 2009 yılından bu yana, 46 ülkeden temsilcilerin katıldığı sempozyum kararları ile AEC, gündemini değerlendiren, direnişleri ve direniş deneyimlerini paylaşan bir birlik hâline gelmiştir.
AEC’nin kurumsallaşması ve örgütler arasındaki birlik duygusu, çoğunlukla katliamcı faşist saldırıların ve emperyalist müdahalenin hedefi olan halklara yapılan dayanışma ziyaretleriyle hayat bulmuştur. AEC çerçevesinde 2016 yılında Suriye, Lübnan ve Kuzey Kürdistan (Diyarbakır bölgesi) halkları ve direnişçileri ziyaret edilmiştir. Ayrıca Ukrayna’da 1 Mayıs kutlamalarına ve 6 Mayıs’ta Ukrayna’da yaşayan anti-faşist bölge halkının faşizmin yenilgisini andığı kutlamalara katılmıştır. Donbass ile dayanışma göstermek amacıyla 17 Nisan, Uluslararası Donbass ile Dayanışma Günü ilan edilmiş ve bu günde tüm dünyada eylemler örgütlenmiştir. Ayrıca Türkiye’de faşizme karşı direnişin sembolleri hâline gelen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın davaları uluslararası heyetlerce takip edilmektedir. Türkiye’de AEC, özellikle devrimci kurumlara yönelik yoğun saldırılar ve gözaltılara karşı dayanışma ziyaretleri düzenleyerek enternasyonal dayanışmanın en güzel örneklerini sergilemiştir.
Anti-Emperyalist Cephe, Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı sosyalizm mücadelesini sürdüren devrimcilerin merkezi örgütü olan Halk Cephesi’nin önerisiyle kurulmuş bir birliktir.
Emperyalizme karşı kurduğumuz bu Cephe’ye sizi davet ediyoruz…
Bugün halkların en temel ihtiyacı,
EMPERYALİZME KARŞI ÖRGÜTLENMEK VE MÜCADELE ETMEKTİR!
HALKLARI ZAFERE TAŞIMAK İÇİN KENDİ GÜCÜMÜZLE SAVAŞACAĞIZ!
EMPERYALİZMİN HALKLARIN CELLADI OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ!
HAKLIYIZ, KAZANACAĞIZ!